|
Kirli sulardan tifo, dizanteri, kolera, hepatit ve lejyonella gibi birçok hastalık insan vücuduna geçmektedir. Depolardaki sular içilmese dahi farklı amaçlar için; sebze meyvelerin yıkanması, banyo ve tuvalette kullanımı, diş fırçalamada, çamaşır ve bulaşık yıkamada kullanılmaktadır. Uzun bir süre temizlik ve bakımı yapılmamış depolarda çamur balçık gibi organik atıklar ve özellikle ağaç köklerinin oluşturduğu atıklar tespit edilmektedir. Ağaç kökleri özellikle beton depoların yüzeyinden girerek tüm depoyu kaplayabilmektedir ve depo yüzeyinde çatlaklar oluşturabilmektedir. Bu durum özellikle hastanelerin su depolarında tespit edilmiştir. Ağaç köklerinden kaynaklanan humik asit sudaki mevcut klorla etkileşime girerek suda istenmeyen ve kanserojen etkiye sahip trihalometanların oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca su depolarında görülen pas ve kum tanecikleri, hidrofor, arıtma cihazı, çamaşır ve bulaşık makinelerini tahrip ederek bozmaktadır. Güvenli bir kapağı olmayan ve uzun bir süre kullanılmayıp varlığı unutularak bakım ve temizliği yapılmayan su depoları, insan sağlığı açısından tehlike saçmaktadır. Yaptığımız çalışmalar bize göstermiştir ki kamu kurum ve kuruluşlarına ait çok büyük tonajlı depolarda bile sular, kapağı açık bir şekilde sağlıksız ve güvenli olmayan ortamlarda depolanmaktadır. Bu depoların içerisinde kedi ve fare ölüleri, solucan, kurtçuk ve de sümüklü böcekler; çamur, balçık ve mantar tabakaları tespit edilmiştir.  |